Tatooine’deki hali sakın unutma Jedilara laf uzatma sebepsiz Sen yine sith lordu olurdun amma Baban kimdi bilemezdin şerefsiz. 4 MAYIS’I UNUTMA UNUTTURMA. GALAKTİK İMPARATORLUĞA KARŞI OMUZ OMUZA, 4 MAYIS’TA MEYDANLARA. (Source: drymeariver)
Tatooine’deki hali sakın unutma Jedilara laf uzatma sebepsiz Sen yine sith lordu olurdun amma Baban kimdi bilemezdin şerefsiz. 4 MAYIS’I UNUTMA UNUTTURMA. GALAKTİK İMPARATORLUĞA KARŞI OMUZ OMUZA, 4 MAYIS’TA MEYDANLARA. (Source: drymeariver)
Aşk;
Sen varken kötü bir şey bilmiyorduk
Mutsuzluklar,bu karalar yaşamda yoktu
Sensiz karanlığın çizgisine koymuşlar umudu
Sensiz esenliğimizin üstünü çizmişler
Nicedir bir pencereden deniz güzel değil
Nicedir ışımayan insanlığımız sensizliğimizden.Sen gel bizi yeni vakitlere çıkar
Genelde erkek çocukları ilk berber deneyimlerini babalarıyla birlikte atlatır. Benim böyle bir imkanım olmadı. Annemin anlattığına göre küçükken bir kaç kere dayım götürmüş berbere beni. Ama benim hatırladığım ilk saç kesimim tam bir faciaydı. Annem elimden tutup beni mahallemizin berberi İrfan amcanın dükkanına kadar getirdi ve yarım saat sonra beni alacağını söyleyip ayrıldı.
Artık yalnızdım. Bu tür ilk kez karşılaştığım ve yalnız başıma yüzleşmek zorunda olduğum şeylerle ilgili annem beni hep ayrıntılı bilgilendirirdi. Mesela dördüncü sınıfta girecek olduğum ilk deneme sınavından önce evde oturup cevap anahtarı çizmiş ve kaydırma yapmamam için gereken hayati yöntemler öğretmişti. Sınavda herkes ağlayıp kaçışırken ben sinsice gülüp soruları bir bir çözmüştüm. Tıpkı bu örnekte olduğu gibi ısrarlarım üzerine berber hakkında da beni bayağı bilgilendirmişti. Şimdi uygulama zamanıydı. İşte başlıyorduk. İçeriye girdim. HAZIRIM İRFAAAAN! diye bağırmak geliyordu içimden. Ama elinde makasla tepemde yarım saat duracak bir adama bunu demenin akıllıca olmayacağını düşünebilecek kadar büyüktüm. Evet hazırdım. Derken irfan oturduğu yerden yanındaki kara kuru gence sadece onların anlayabileceği bir işaret verdi ve bana bakmadan gazetesini açıp okumaya başladı. İşte o an bütün hesaplarım, annemle günler süren çalışmalarımız, her gece yatmadan kafamda kurduğum simülasyonlar hepsi ama hepsi çökmüştü. Hayır o kadar da kötü olamazdı irfan ne yapacaksa oda aynısını yapacaktı. Şimdi beni koltuğa oturtacak ve nasıl yapalım küçük bey diyecekti. Öyle olmak zorundaydı! Çırak elinde büyük bir minderle otur dercesine kafasıyla sandalyeyi gösterdi. Minder hesapta yoktu, irfan olsa bu tür sürprizlerle karşılaşmayacaktım. Yavaşça sandalyeye yaklaşmaya başladım. tam oturmak üzereydim ki minderi sandalyeye koydu. MİNDER BOYUMU YÜKSELTECEK VE DAHA RAHAT OLACAKTI ÇIRAĞIN İŞİ! Cevap buydu, işte minder probleminin cevabını bulmuştum. Tam her şey yoluna giriyor derken nasıl yapalım bile demeden makineyle saçlarımı katletmeye başladı çırak. Dayanamayıp gözlerimi sıkıca kapattım. Arada açıp hala saçımın olup olmadığını kontrol ettikten sonra tekrar hızlıca kapatıyordum gözlerimi. Yaklaşık on beş dakikanın ardından makine sesi kesilmişti. Yavaşça açtım gözlerimi. SAÇLARIM! Her bir teli ağlıyordu. Duyabiliyordum. Kendimi toparladım. Ne olursa olsun yapmam gereken son bir şey vardı o küçük dükkanda. İrfana dönüp başımı gururla kaldırıp bir elim cebimde BORCUM NE KADAR! dedim. Ve sonra irfan ben ettim sen etme pişmanım keşke çırağa bırakmasaydım seni diyecekti. Öyle olmalıydı ki bir daha oraya gelebileyim. Ama hayır hatırlamadığım miktarı söyleyip gazetesini okumaya devam etti. Bense koşarak eve gittim.
İşte o günden beri korkarım berbere gitmekten. Bugün olanlardan sonra yine uzunca bir süre gidemeyeceğim galiba.